Merhaba!

Merhaba;

Ben akraba ve eski arkadaşlarımın “Mustafa” diye bildiği, iş arkadaşlarımın neredeyse tamamının “Haluk” olarak tanıdığı Mustafa Haluk SARAN. Ben de WordPress.com kullanmaya başladım. Kendi adıma bir web sayfası bulundurmak için yaptığım araştırmalar beni buraya getirdi. Hem “Blog”, hem de “Web Sayfası” olabilme imkanları oldukça cazip görünüyor.

Böyle bir sayfa aracılığıyla çeşitli alanlarda tanıtımlar ve paylaşımlar yapmak istemekteyim. Her türlü önerileriniz ve talepleriniz memnuniyetle karşılanacaktır.

Tüm izleyicilere esenlikler dilerim.

M.Haluk SARAN

09 Ekim 2010 at 17:25 Yorum yapın

Hangi şehirde niçin yaşamalı?

(2009 Yılında Haber Türk web sayfasında yayınlanmış bir yazıyı paylaşmak istedim).

Herkesin cenneti farklı, kiminin hayallerini balıkçı kasabaları, kimininkini ışıltılı metropoller süslüyor. Bazılarınınkini de pahalı olmayan bir ortadirek kenti…

Çoğumuzun aklında aynı soru var: Nerede yaşayabilirim? Herkesin cenneti farklı, kiminin hayallerini balıkçı kasabaları, kimininkini ışıltılı metropoller süslüyor. Bazılarınınkini de pahalı olmayan bir ortadirek kenti…

Peki, Türkiye’nin en yaşanabilir ili hangisi? Hangi iller, hangi özellikleriyle öne çıkıyor? Hangileri geçen yıla göre daha iyi, hangileri daha kötü düzeyde?

CNBC-e Business’ın İlkini geçen sene yaptığı “Türkiye’nin Yaşanabilir İller Araştırması” bu sene ikinci kez hayata geçti. Bir önceki araştırmada sıralamayı belirleyen 28 kriterden bazılarını elendi ve yerlerine yenilerini eklendi. Bu yılki araştırma 34 kritere dayanıyor.

İstanbul, Antalya ve İzmir’in basamakları beşer onar tırmandığına şahit oluyoruz. Başta Kırklareli, Karaman, Kayseri ve Gümüşhane olmak üzere pek çok flaş şehir var. Ama en alttakilerin kıpırdanamadığını da görüyoruz. Geçen yılın en kötü durumundaki 10 ili bu yıl da aynı yerdeydiler. Hareketlenmeleri kendi aralarında yer değiştirmekten ibaretti.

YAŞAMAK İÇİN EN İDEAL 10 İLK
(LİSTENİN İLK 10’U)

1 ANKARA

Başkent ekonomi, sağlık ve eğitim altyapısı en gelişmiş il. Sanatla ilgili aktivitelerde ikinci sırada. Ekonomik olarak güçlü, araç yoğunluğu İstanbul’dan daha yüksek. Kişi başına düşen kamu yatırımında İstanbul’la başabaş, mevduatta İstanbul’un önünde. Hava kalitesi orta düzeyde, trafiği İstanbul’dan kötü durumda. Suç oranı çok yüksek değil.

2 ESKİŞEHİR

Okur-yazar oranı en yüksek üçüncü il olan Eskişehir’de en dikkat çekici olan sanata olan ilgi. Şehir, sinema izleyici sıralamasında beşinci sırada ve kentte yeni sinema ve tiyatro sahnelerine ihtiyaç var. Zengin bir kent, suç ve trafik dışında tüm verileri iyi görünüyor. Belediyecilikte son beş yılda önemli adımlar atan kent, iki basamak yükselerek ikinci sıraya yerleşti.

3 İSTANBUL

Türkiye’nin en pahalı kenti ve ülkedeki toplam banka mevduatının yüzde 45.6’sına sahip. Suç oranı sanıldığı gibi yüksek değil. Hava kalitesi açısından ilk 10 şehir arasında ve üç yetişkinden biri araç sahibi. İşsizlik Ankara ve İzmir’e göre daha az.

4 ANTALYA

Türkiye’de nüfusa oranla en çok araç Antalya’da. İki yetişkinden birine otomobil düşüyor, buna rağmen trafiği kötü değil. Turizmin gözdesi ekonomik parametrelere göre gayet iyi sırada ancak kişi başına vergide ilk 10’da yok. Hava kalitesi en yüksek ikinci il. Opera ve baleye olan ilgide ise üçüncü il konumunda.

5 TRABZON

Trabzon’da eğitim verileri orta düzeyde. Yalnız, acilen anaokulu öğretmenine ihtiyacı var. Anaokulu öğretmeni açığının en yüksek olduğu ikinci il. Kent kilometrekare başına en uzun asfalt yola sahip. Buna rağmen trafiği kötü. Sinemaya ilgi sıralamasında Türkiye’nin dördüncü ili. Kent hayatındaki ve ekonomik verilerindeki gelişimle ön plana çıkıyor.

6 EDİRNE

Edirne’de can sıkıcı tek şey suç oranı. 2007’de cezaevine giren kişi sayısı bin 414’tü. Bu sayı nüfusa oranlandığında Edirne’yi suç oranı en yüksek ikinci il yapıyor. Eğitim ve sağlık altyapısında ilk 5 kentten biri olması en büyük avantajı. Hava kalitesi kötü, orman alanı az. En çok vergi veren iller arasında 19’uncu sırada.

7 ISPARTA

Kent özellikle eğitim ve sağlık altyapısının iyiliğiyle öne çıkıyor. Trafiği rahat, eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının üstünde. Sinemaya ilgi iyi ama tiyatroya ilgi konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil. Hava kalitesini iyileştirirse listede daha da yükseleceği kesin. En çok vergi veren iller sıralamasında 19’uncu sırada yer alıyor.

8 İZMİR

İzmir’in kişi başına mevduatta üçüncü sırada olduğuna aldanmayın, mevduat tutarı İstanbul’un yarısı kadar bile değil. Kişi başına kamu yatırımında da İstanbul’un yarısını ancak alıyor. Yine de ekonomik parametreleri iyi. En çok hane elektriğini İzmirliler tüketiyor. 10 yetişkinden biri üniversite mezunu, suç ciddi problem.

9 ARTVİN

Artvin kişi başına kamu harcamasında Türkiye’nin lideri. Devlet geçen yıl her Artvinli’ye 1710 lira yatırım yaptı. Ekonomik verileri Türkiye ortalamasının biraz üzerinde olan Artvin’de işsizlik oranı da çok düşük. Kentin tek problemi pahalı olması gibi görünüyor.

10 KIRKLARELİ

Türkiye’nin en iyi eğitim altyapısına sahip ikinci ili olan Kırklareli, aynı zamanda anaokulu öğretmeninin en yoğun olduğu yer. Okur-yazar oranında ikinci sıradaki kent, sanat etkinliklerine çok duyarlı. Öyle ki, Türkiye’de tiyatroya ilginin en yoğun olduğu kent konumunda. Ulaşım imkanlarının karayoluyla sınırlı olması dışında kentin önemli bir problemi yok.

 

YAŞAMAK İÇİN İDEAL OLMAYAN 10 İL
(LİSTENİN SON 10’U)


72 MARDİN

Muhteşem mimarisi ve turizm potansiyeline rağmen yoksulluğu bir türlü kıramadı. Rakamlar olumlu şeyler söylemiyor. Konutlarda en az elektrik tüketimi bu kentte. İşsizliğin en yoğun olduğu dört kentten biri. En olumlu tarafı, suç oranının en düşük olduğu il olması.

73 ARDAHAN

Ardahan işsizliğin en düşük olduğu dört ilden biri ama yine de çok yoksul. Türkiye’de kişi başına banka mevduatının en düşük olduğu üçüncü kent. Ancak bu yoksulluk suçu tetiklememiş, suç oranı epey düşük. Kentin ucuzluk ve istihdam oranı dışında olumlu bir verisi yok gibi…

74 KARS

Şaşırtıcı bir veri: Türkiye’de tiyatroya olan ilginin en yoğun olduğu kent. Genelde kültüre önem veren kentler zengin olur. Ama Kars örneğinde durum böyle değil. Toplam mevduatın ancak binde biri bu kentte. Devlet de pek elini uzatmamış. En çok kamu yatırımı yapılan kentler arasında 44’üncü sırada.

75 MUŞ

Yoksulluktan spor yapmaya vakit var mı? Muş, sporcu sayısı en seyrek olan üçüncü il. Diğer parametrelerine de bakıldığında iyimser olmak güç. Evlerde en az elektrik tüketilen ikinci il. Kişi başına en az vergi ödeyen il. Üniversite mezunu oranı en düşük ikinci il. Tek avuntusu suç oranının düşüklüğü…

76 BATMAN

Türkiye petrollerinin kalbi Batman’da zenginlik ve yoksulluk birarada. Petrol kuyularından çıkan servete rağmen işsizliğin en yüksek olduğu dört ilden biri. Sekiz yetişkinden biri otomobil sahibi olabiliyor. Türkiye’nin en ucuz dört kentinden birisi ve suç oranı düşük.

77 ŞIRNAK

Bitlis gibi ilgiye muhtaç. Kişi başına en az vergi ödeyen üçüncü il. İşsizliğin en yüksek olduğu dört kentten biri. Eğitim açısından da kötü durumda. Okur yazar oranı en düşük ikinci, ilkokul öğretmeninin en az olduğu üçüncü, ortaöğrenim öğretmeni sayısının en yetersiz olduğu ikinci il.

78 ŞANLIURFA

Türkiye’nin en ucuz illerinden biri. Fiyatlar ortalamanın yüzde 4.4 gerisinde. Kişi başına mevduat sadece 477 lira. Konut sahipliğinde yoksulluğun izleri açıkça görülüyor. 10 kişiden biri konut sahibi. İşsizlik yüksek, okur-yazar oranı düşük. İlkokul öğretmeni sayısının en yetersiz, sporcu sayısının en az olduğu il.

79 HAKKARİ

Hava kalitesinin en kötü olduğu il olan Hakkari’nin ekonomik verileri hiç parlak değil. Kişi başına en düşük kamu yatırımı Hakkari’ye yapılıyor. Öğretmen açığı var, ortaöğretim öğretmen sayısının en yetersiz olduğu il. Bir yandan da okur yazar oranı en düşük olan üçüncü il.

80 DİYARBAKIR

Acil “açılım” gerekiyor. Diyarbakırlı tüm olumsuz şartlara rağmen sanata yoğun ilgi gösteriyor. Tiyatroya ilgide 15’inci, sinemada 19’uncu sırada. Sorunların başında eğitim ve sağlık altyapısı geliyor. Kent eğitimde 73’üncü, sağlıkta ise 76’ncı sırada yer alıyor. Kaza oranı da yüksek ve trafiğe bir çözüm bulunması gerekiyor.

81 AĞRI

Eğitim altyapısı en kötü şehir. Ekonomi parametresinden bakıldığında sondan bir önceki sırada. Üniversite mezunu oranının da en düşük olduğu il. Her 47 yetişkinden ancak biri üniversite bitirebilmiş. Okur-yazar oranı en düşük il de Ağrı. En iyi iki özelliği, işsizlik oranının düşüklüğü ve ucuzluk.

 

HANGİ ŞEHİR KAÇINCI SIRADA

İller 2008 Sırası 2007 Sırası
Ankara 1 1
Eskişehir 2 4
İstanbul 3 28
Antalya 4 9
Trabzon 5 6
Edirne 6 5
Isparta 7 2
İzmir 8 14
Artvin 9 16
Kırklareli 10 24
Kırıkkale 11 7
Bolu 12 3
Kocaeli 12 13
Karabük 13 38
Karaman 13 31
Sinop 16 20
Elazığ 17 10
Mersin 18 22
Kayseri 19 35
Zonguldak 20 17
Muğla 21 21
Bursa 22 49
Çanakkale 23 11
Samsun 24 43
Kastamonu 25 15
Adana 26 45
Uşak 27 39
Balıkesir 28 36
Denizli 29 25
Gümüşhane 30 50
Rize 31 26
Burdur 32 8
Yalova 33 47
Nevşehir 34 30
Erzurum 35 18
Kütahya 36 19
Aydın 37 37
Giresun 38 41
Tekirdağ 39 59
Bartın 40 56
Malatya 41 53
Manisa 42 42
Niğde 43 12
Kırşehir 44 34
Sivas 45 33
Çankırı 46 29
Ordu 47 55
Erzincan 48 23
Çorum 49 48
Tunceli 50 32
Amasya 51 27
Adıyaman 52 70
Kahramanmaraş 53 67
Bilecik 54 54
Kilis 55 64
Tokat 56 57
Konya 57 46
Sakarya 58 44
Osmaniye 59 68
Bayburt 60 51
Hatay 61 62
Gaziantep 62 40
Düzce 63 61
Aksaray 64 65
Afyonkarahisar 65 52
Bingöl 66 66
Yozgat 67 63
Van 68 60
Iğdır 69 73
Siirt 70 72
Bitlis 71 69
Mardin 72 74
Ardahan 73 71
Kars 74 58
Muş 75 77
Batman 76 78
Şırnak 77 75
Şanlıurfa 78 80
Hakkari 79 76
Diyarbakır 80 79
Ağrı 81 81

 

ARAŞTIRMA HANGİ KRİTERLERLE YAPILDI?

Parametre  Ağırlığı %
   
EKONOMİ  25
   
Kişi başına düşen kamu harcaması  2.5
Kişi başına düşen araç sayısı  1.25
Kişi başına düşen konut sayısı  1.25
Kişi başına düşen ortalama kira geliri  1.25
Havayolu kullanım oranı  1.25
Kişi başına ödenen vergi  3.75
Satın alma gücü  3.75
Kişi başına düşen hane elektriği tüketimi  1.25
Kişi başına düşen mevduat miktarı  3.75
Yaratıcı sermaye reytingi  2.5
Fiziki altyapı reytingi  2.5
   
EĞİTİM  20
Bir anaokulu öğretmenine düşen öğrenci  3
Bir ilköğretim öğretmenine düşen öğrenci  3
Bir ortaöğretim öğretmenine düşen öğrenci  3
Üniversite mezunlarının yetişkin nüfusa oranı  8
Okur yazarlık oranı  3
   
SAĞLIK  20
Kişi başına düşen sağlık doktor sayısı  10
Kişi başına düşen hastane yatak sayısı  10
   
GÜVENLİK  15
Suç oranı  7.5
Deprem riski  7.5
   
KENT HAYATI  12
Spor tesisi kapasitesinin nüfusa oranı  1.2
Lisanslı sporcu sayısının nüfusa oranı  1.2
Araç başına düşen kaza sayısı  2.4
Ormanlık alanların kent alanına oranı  2.4
Hava kalitesi  2.4
Alışveriş merkezi sayısının nüfusa oranı  2.4
   
KÜLTÜR SANAT  8
Tiyatro seyircisinin nüfusa oranı  0.8
Tiyatro koltuk kapasitesinin nüfusa oranı  0.8
Sinema seyircisinin nüfusa oranı  0.8
Sinema koltuk kapasitesinin nüfusa oranı  0.8
Opera ve bale seyircisinin nüfusa oranı  0.8
Opera ve bale koltuk kapasitesinin nüfusa oranı  0.8
Kütüphane ve eser sayısının nüfusa oranı  1.6
Müze ziyaretçi sayısının nüfusa oranı  1.6
   

 

Yazının orijinal hali http://ekonomi.haberturk.com/luks-yasam/haber/170706-hangi-sehirde-nicin-yasamali adresinde bulunmaktadır.

 

07 Ağustos 2011 at 17:06 Yorum yapın

Büyük CD sırrını açıklıyoruz!

CD’ler neden 74 dakika uzunluğundadır?

Zeynel A. Öztürk

CD'ler neden 74 dakika uzunluğunda?

Müzik CD’lerinin neden 60 veya 70 dk. değil de 74 dk. olduğunu öğrenince eminiz çok şaşıracaksınız.
Ludvig Van Beethoven’ın eseri, CD’lerin 74 dakikalık olmasına vesile oldu
Dijital Kompakt Disk Ses Standartdı 1980′de ortaya çıktığında, bir konu oldukça merak edilmişti. CD’ler neden 60 veya 70dakika değil de 74 dakikauzunluğundaydı?

Bunun sorumlusu, klasik müziksanatçısı Ludwig van Beethoven’ın büyük eseri 9. Senfoni‘ydi. Peki ama nasıl? Rock müziğin zirvede olduğu 1970′lerde Philips veSony, ilk CD sesi standartları üzerinde çalışıyordu. Philips 11.5cm’lik bir disk üretmek istemiş, Sony ise 10cm’lik bir formatı tercih etmişti. Her iki biçim de plakları içine alacak kadar genişti, ancak Norio Ohga adındaki bir adam buna itiraz etti.

Ohga, bir opera sanatçısıydı ve Sony’nin teyp kaydedicisini ilk kez dinlediğinde şirkete ses kalitesini eleştiren bir mektup göndermişti. Ohga’ya Sony’de bir iş teklif edildi, ve etkisi öyle büyüktü ki 1980′de Sony’nin başkanı oldu. Ohga, tüm 9. Senfoninin sığacağı bir CD biçimi istiyordu.

Philips’e göre 9. senfoninin bilinen en uzun performansı 74 dakikasürmüştü ve 60 dakika bunun için yetmeyecekti. Sonuçta CD, 74 dakikalık ve 12cm’lik bir yapı kazanmıştı.

Bunun dışında ünlü opera ve orkestra şefi Von Karajan‘ın 9. senfoniyi bir CD’ye sığdırmak istediği de söylenenler arasında.

 

CHIP-Online'dan alıntıdır.

Kaynak: http://www.chip.com.tr/konu/cd-ler-neden-74-dakika-uzunlugunda_24632.html

12 Ocak 2011 at 16:30 Yorum yapın

Ne Olduğunu Bilmediğiniz Bedava (Ad Hoc) Wi-Fi’lardan Uzak Durun

3G hayatımıza gireli 1 yıl oldu ama yine de, havaalanı ya da cafelerden varsa Wi-Fi kullanmak daha cazip. Hem dengeli internet hattı nedeniyle, hem de “acaba sınırı geçer miyim?” sorusunu düşünmemek açısından.

Ama dikkatli olması gereken bir durum var. Bu bedava network, aslında gerçek bir network olayabilir. Belki sadece, o bölgede yer alan tehlikeli ve amacı olan birisinin bilgisayarına bağlanıyorsunuz.

Olay, 3-4 sene önce ABD’de farkedildi. Buna “Ad Hoc (belirli bir amaç için yapılmış)” network deniliyor. Nedeni bir eski Windows XP açığı.

Bu açık nasıl çalışıyor derseniz; eski XP versiyonlu bir bilgisayar her zaman kullandığı kablosuz networkü bulamadığı zaman, otomatikman en son bağlandığı kablosuz networkle aynı ismi taşıyan bir ad hoc network yaratıyor. Bölgedeki diğer bilgisayarlar bu yeni ad hoc networkü görebiliyor ve bağlanabiliyorlar.

Tersine bakarsak, diğer bilgisayarlar bu networkü gördüklerinde bağlandıkları yer, sandıkları gibi bir yönlendirici (router) olmuyor, yakındaki bir bilgisayara bağlanıyorlar.

Normalde bu açık zararlı değil. Zaten bilgisayarında bu networkün oluştuğu kişi bile farkında olmayabilir. Ama farkında ve kötü niyetli kişilerden bahsediliyor. Özellikle de ABD’de.

ABD’de bu tür bir networkün virüs bulaştırdığı düşünülüyor. İlk nerde başladığı bilinmemekle birlikte, bir şaka ile başladığı sanılıyor. Yine de bugün bir çok makinada bu tür bir virüsten bahsediliyor.

Böyle bir network sizin bilgisayarınız tarafından yaratılmış ya da bedava internet kullanayım derken, bu tür bir bilgisayara bağlanıyor olabilirsiniz. Her 2 durumda da kurban durumuna düşebilirsiniz.

Bu nedenle eğer makinanızda XP işletim sistemi varsa, mutlaka güncelleyin. Microsoft sorunu biliyor ve XP SP3 ile açık düzeltilmiş durumda.

Ama yanısıra havaalanı, cafe gibi yerlerde bilmediğiniz bir bedava networke bağlanmayı düşünmeyin bile. Bağlanacaksanız da, mutlaka networkün adını sorun.

Alıntıdır (turk.internet.com)

12 Ekim 2010 at 08:00 Yorum yapın

Radyasyon ve Radyoaktivite

Radyasyon ve Radyoaktivite

Cep telefonlarının, baz istasyonlarının beyin hücrelerini öldürdüğü, kansere neden olduğu söylenir ve sigaradan örnek verilir zararı nice sonra anlaşıldı diye. Peki, bu söylence ne derece doğrudur? Cep telefonları, baz istasyonları gerçekten sağlığa zararlı mıdır? Zararlı ise nekadar ve nasıl zararlıdır? Bir gözden geçirelim.

Önce isim benzerliği nedeniyle birbiri ile çok sık karıştırılan “Radyasyon” ve “Radyoaktivite” kavramlarına bir göz atalım.

Radyasyon, dalgalar veya parçacıklar biçiminde enerji yayılımı, yani ışıma, parıldamadır. Lambanın ışık yayması, sobanın sıcaklık yayması, radyo dalgaları radyasyon için verilebilecek çok sayıda örnekten sadece birkaç tanesidir. Bu örnekler dalga yoluyla oluşan ışımaya / radyasyona örneklerdir. Dalga karakterli radyasyon optik radyasyon, elektromanyetik radyasyon gibi temel kategorilere ayrılır. Yayılan dalgalar bir miktar enerji taşımakta olup, soğurulduğu / emildiği noktaya taşıdıkları enerjiyi transfer ederler. Güneş ışıklarının sıcaklığını tenimizde hissetmemizin nedeni budur.

Bir maddenin atom çekirdeğindeki nötron sayısı, proton sayısından çok fazla ise; bu madde kararsız bir yapı gösterir ve çekirdeğindeki nötronlar çeşitli ışınlar yayarak (alfa, beta, gama ışınları) parçalanır ve bir miktar enerji açığa çıkarırlar. Bu olay da parçacık türü radyasyon / ışınımdır. Çekirdekte nötronların parçalanmasıyla açığa çıkan parçacıklar bir başka atom ile çarpışması halinde o atomun çekirdeğini de parçalayabilir. Yani maddenin iyonize olmasına neden olur. Bu tür radyasyona ise “İyonize Edici Radyasyon / Aktif radyasyon” ya da diğer adıyla “Radyoaktivite” adı verilir.

Sonuç olarak, Radyoaktivite özel bir radyasyon türüdür, ancak her radyasyon radyoaktivite değildir diyebiliriz.

Radyasyon ister dalga, ister parçacık esaslı olsun, fazlası zararlıdır. Bilindiği gibi, güneşte fazla kalmakla haddinden fazla enerji emilimi neticesinde hücre deformasyonu oluşur; bu da cilt kanserlerine neden olabilir. Diğer yandan çekirdek parçalanması sonucunda serbest kalan parçacıklara maruz kalınması durumunda da hücredeki atomlar parçalanarak deforme olurlar ve sonuç yine kanserdir. Birinci örneğimiz yüzeyde oluşurken, ikinci örneğimiz parçacıkların insan vücudundan geçebilmesi özelliği nedeniyle vücudun her yerinde ortaya çıkabilir.

Bu girişten sonra yeni bir yazımda gündemden düşmeyen cep telefonu baz istasyonlarının ne kadar zararlı olduğu, kaldırılması, yasaklanması ya da ne yapılması konusuna değineceğim.

Kalın sağlıcakla…

M. Haluk SARAN / 2009 Temmuz

11 Ekim 2010 at 08:55 Yorum yapın


Son Yazılar

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.